• Bursa 15° PARÇALI BULUTLU
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
    • Lefkoşa
    • Bakü
    • Amsterdam
  • AKŞAM'A 18:24

  • HABER GÖNDER

Bursa İl Müftüsü İzani Turan Yazdı

Miladi takvime göre ömrümüzden bir yıl daha eksildi. Geride ne kadar zamanımız kaldı, bilmiyoruz; kaç dakika, kaç saat, kaç gün, kaç ay, kaç sene…. seferdeyiz, yürüyoruz gündüz gece… Bazen neşeli, bazen mahzun, bazen tedirgin… Kimi zaman çok sağlıklı, kimi zaman acabalar, inişler, yokuşlar…
Kesin olan bir şey var; o da, gün geçtikçe farklılaşıyoruz, her sene biraz daha yaşlanıyoruz.
Buna mümasil; bitmez tükenmez arzu, istek ve emellerimiz…
Nereye çıkar bu yolun kıvrımları? Bu yol bizi hangi iskeleye yanaştırır?
Yanaştığımız iskele bizim için sahil-i selamet mi olacak, yoksa afet durağı mı?
Rabbimiz muhtelif ayetlerde: “bu dünya oyun – eğlenceden ibarettir” buyuruyor.
Oyunu, eğlenceyi: “vur patlasın, çal oynasın” şeklindeki sakat anlayışımızdan olsa gerek ki, çalana oynar, ağlayana güler olduk.
Halbuki buradaki oyun eğlenceden kasıt, bir mola, dinlenme veya çocukların bir oyuna dalıp, aldandıkları zamanı ifade eder. Dolayısıyla hayatın kısalığından, farkına varmadan tükenivereceğinden kinayedir.
İşte, kocaman bir yıl gelip geçiverdi; acılarıyla, ızdıraplarıyla, hastalıklarıyla, virüsüyle…Ve sevdiklerimizi bir bir bizden koparıp götürmesiyle, 365 gün göz açıp kapayınca kadar avucumuzun içinden kayıp gitti.
Günler, aylar kayıp gidiyor da biz kalıcı mıyız?
Elbette hayır!
Şair haklı olarak der ki,
“Gelenler hep sefer eyler muhakkak dârı ukbaya.”
Girdiğimiz yol, mecburi istikamet; dönüşü, sapması olmayan. İçinde bulunduğumuz aracın menzili, sadece ve sadece ahiret.
Peki sonrası?
Yeni ve yabancı olduğumuz, tek başına kaldığımız bir hayat.
İyi bir muhasebe gerekmez mi? فأين تذهبون
Bu gidiş nereye diye bir soru anlamlı değil mi?
Yoksa bizim için varsa yoksa eğlence mi?
Veya gerçeklerden kaçış mı?
Kaçış nereye kadar?
Acı bir yıl yaşadık, hala daha yaşıyoruz. Bir çok sevdiğimizi kaybettik. Kendi akibetimiz meçhul.
Nerede, ne zaman geleceği belli olmayan bir musibetle karşı karşıyayız; kendimiz, arkadaşımız, sevdiklerimiz…
Eğlenceye değil, tefekküre ihtiyacımız var. İçkiyle aklımızı kaybetmeye değil, akli selime muhtacız.
Devletimiz, doktorlarımız, sağlık çalışanlarımız adeta yalvarıyor: tedbir, tedbir, tedbir diye.
Ekonomik kayba mı yanalım, kaybettiklerimize mi yanalım, sarf edilen emeğe mi, yoksa sorumsuzluklara mı?
Tutturmuşuz bir yılbaşı, varsa yoksa eğlence.
Bu neyin eğlencesi? Halbuki bu durumdan Hz. İsa da muzdarip, Hz. Muhammed Mustafa da.
Öyleyse kime benzemeye, kimi mutlu etmeye çalışıyoruz, doğrusu anlaşılır değil.
Taklitte sınır yok. Bu kimliksizlikle ne yapmaya çalışıyoruz? Kimlerle yarışıyoruz?
Kim çözecek bu lügatın sırrını; ulemadan, hükemadan. Bir akîl âdem lazım.
Her fırsatta İslami değerlere saldıranlara, kadın haklarından dem vuranlara bir sualim var:
Kadının cinselliğini önceleyen reklamlara, kutsal olan kadının meze gibi sunulmasına neden itiraz etmiyorsunuz? Yoksa kadın, sizin lügatınızda meta olarak mı yer alıyor?
Sessizliğe bakılırsa aksi düşünülemez. Çünkü süfli zevklerinizi onlarla tatmin ediyorsunuz.
Sonra da dönüp, kadının onur ve hakkından bahsedeceksiniz. Bu ne yaman çelişki!
Lütfen! Maskelerinizi indirin, ondan sonra konuşalım. Anlaşılan o ki kadının onuru sizin umurunuzda değil.
Kıymetli dostlarım! Günler, aylar, seneler Allah’ındır. Biz de Rabbimiz Allah’a aidiz. Mevlâmızın mülkünde, biz, sadece ve sadece ona itaat eder, yalnızca onu memnun etmek için gayret ederiz.
Müslümanın oyunu da, eğlencesi de bundan ibarettir.
Bir anekdot: İsviçre’de görevdeyken bir dostum, Zürih’de bir cadde var, orada Yahudiler ikamet eder. Yılbaşı geldiğinde, o caddeye Yahudi olanlardan başkası giremez ve saat 21:00 olduğunda bütün ışıklar söner.
Sebep?
Orada yaşayan Hristiyanlar kendilerini (Yahudileri) Hristiyan addetmesinler diye.
Düşündürücü değil mi? Biz Müslüman Türkler bundan ibret almalı değil miyiz?
Öyle ise gelin bir karar alalım; her akşam olduğu gibi bu akşam da:
Evimizde, çoluk çocuğumuzla güzel bir hasbihal, cemaatle yatsı namazı, biraz kitap okuma ve beraberce sabah namazını eda için istirahat.
Ömrümüzden geriye kalan günlerimiz, aylarımız, yıllarımız bize; sağlık, afiyet, huzur ve bereket getirsin.

YORUMLAR

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Yılbaşı ve Muhasebe!

Hızlı Yorum Yap

sf TÜRKİYE'DE KORONAVİRÜS
7.687.751

VAKA

7.116.897

İYİLEŞME

67.827

ÖLÜM

570.854

AKTİF VAKA

sf DÜNYA'DA KORONAVİRÜS
241.693.471

VAKA

131.473.367

İYİLEŞME

4.916.060

ÖLÜM

110.220.104

AKTİF VAKA

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Mavera Haber'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

Mavera Haber'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.